ALMANYA’NIN ANKARA ESKİ BÜYÜKELÇİSİ BORN: OHAL’siz ve yargısı bağımsız bir Türkiye

Röportaj:

Dr. BORN: ALMAN YATIRIMCILAR ÇEKİMSER, GÖZLERİMİZ 24 HAZİRAN’DA

Kalbimin bir kısmı hala Türkiye için atıyor. Eğer Türk olsaydım ülkemle ilgili Almanya’da çıkan haberler ve yapılan yayıncılık konusunda pek de sevinmezdim. Bazen fazla abartılı, tek taraflı ve eleştirel. Eleştirilmesi gerek konular elbette var ama bunlar daha objektif değerlendirilmeli. Tabi ki hukuksal alan başta olmak üzere eleştirilmesi gereken birçok konu var. Mahkeme yapılmadan uzun süre tutuklanan insanlar konusu örneğin. Fakat Türkiye’deki birçok alandaki büyük gelişim hakkında olumlu haberlerin eksikliğini görüyorum. Bunun değişmesini isterdim.

Türkiye yabancı yatırımcılar için çok cazip bir ülke olmayı sürdürecektir. Almanlar en önemli yatırımcılar arasında ama geçen yıl yatırım rakamı biraz geriledi. Siyasi istikrar, bağımsız adalet ve güvenilir hukuk sistemi gibi unsurlar çok önemli. Bu noktalarda Alman yatırımcıların çekimser olduklarını görüyorum. Bu nedenle tüm gözler 24 Haziran’a yönelmiş durumda.

Bazı noktalarda Türkiye’nin gelişmesi gerekli. AB Üyelik görüşmelerinin sürmesini isterdim, hep bu doğrultudaydı fikrim. Umarım dondurulan bu görüşmeler yeniden başlar. Türkiye, AB’nin en yakın ticari ortağı aynı zamanda. Gümrük Birliği konusunun da modernleştirilmesi gerekli. Vize konusu da unutulmamalı, 72 şart vardı bu alanda ve Türkiye hemen hepsini yerine getirdi. OHAL kaldırılırsa ve şartlar yerine getirilmişse vize olayının kaldırılması da gerçekleşecektir

Yüzlerce insanın can verdiği darbe girişim Almanya tarafından çok da iyi anlaşılmadı bence ilk başlarda. Aynı zamanda PKK gibi bir terör organizasyonunun etkisi de ilk başlarda iyi anlaşılmamıştı. Şimdi daha iyi anlaşılıyor bu durumlar. Bir gösteri olduğunda şiddet ve yaralanma olaylarının olmamasına dikkat ediliyor Almanya’da. Türkiye’de ise polis biraz daha sert sanırım. Ama biz de artık bu konularda eskisinden daha duyarlı ve sert davranıyoruz.

Röportaj: Arzu CEYLAN

Vitrin: Türkiye, seçimler ve demokrasi… Nasıl değerlendirirsiniz?

Born: Türkiye, bazen haklı eleştirilere rağmen demokrasinin yaşandığı bir ülke. Düzenli olarak yapılan özgür seçimler var. Çok partili bir sistem var ve sanırım bu unsurlar her türlü eleştiriye rağmen gözardı edilmemeli. Demokratik bir hukuk ülkesi ama, kısa süre evvel açıklanan Avrupa Birliği Komisyonunun gelişim raporlarına bakarsak bu hukuk ülkesinde geliştirilmesi gereken birçok unsur olduğunu görüyoruz. Örnek olarak, OHAL süresinin uzatılması gosterilebilinir. Benim arzum Türkiye’de OHAL’in olmamasıdır. Bağımsız yargı konusu da önemli tabii. Fakat Türkiye önemli ve güçlü bir ülke. Demokratik kalmasını dilerim.

Vitrin: Seçimler?

Born: Seçimlerin erken tarihe alınması benim için sürpriz olmadı. Beklenmeyen şey sanırım bu kadar erken bir tarih olması ama bunun da sebepleri anlaşılabilir. Kimin kazanacağını ise Türk seçmenleri belirleyecek. Benim de bu konuda fikrim elbette var ama sanırım görüşümü seçim sonrası açıklamam daha doğru olur. Türk halkı kendi karar verecek kimin başkan olacağına. Bekleyip görelim…

Vitrin: Türkiye ve Avrupa Birliği… Bu hususta neler bekliyorsunuz?

Born: Demin de belirttiğim gibi bazı noktalarda Türkiye’nin gelişmesi gerekli. Üyelik görüşmelerinin sürmesini isterdim, hep bu doğrultudaydı fikrim. Umarım dondurulan bu görüşmeler yeniden başlar. Türkiye AB’nin en yakın ticari ortağı aynı zamanda. Gümrük Birliği konusunun da modernleştirilmesi gerekli. Vize konusu da unutulmamalı, 72 şart vardı bu alanda ve Türkiye hemen hepsini yerine getirdi. OHAL kaldırılırsa ve şartlar yerine getirilmişse vize olayının kaldırılması da gerçekleşecektir.

YATIRIMCILAR İÇİN TÜRKİYE ÇOK CAZİP

Vitrin: Alman yatırımcıların gözünde şu anda Türkiye nasıl gözüküyor acaba?

Born: Türkiye yabancı yatırımcılar için her zaman cazip ve yüksek önemi olan bir ülkeydi ve bu böyle de kalacaktır. Ülke zor bir durumda, komşu ülkede savaş var. Irak hala istikrarına kavuşamadı, Suriye sorunu çözülmedi. Ama kısa veya uzun vadeli bakarsanız Türkiye yabancı yatırımcılar için çok cazip bir ülke olmayı sürdürecektir. Almanlar en önemli yatırımcılar arasında ama geçen yıl yatırım rakamı biraz geriledi. Tabi ki siyasi durumların bunda etkisi var, özellikle de darbe girişimiyle de bağlantılı olduğunun altını çizmek isterim. Çünkü yatırımcıların genel çerçeve içinde yer alan şartları vardır; Siyasi istikrar, bağımsız adalet ve güvenilir hukuk sistemi gibi unsurlar çok önemli. Bu noktalarda Alman yatırımcıların çekimser olduklarını görüyorum. Ama buna rağmen Türkiyeye yatırım yapan Alman şirketlerin verilerine bakarsak, son yıllarda da artışın sürdüğünü görürüz. Ben elçi olarak Türkiye’de görev yaptığımda, ki 10 yıldan fazla oldu, yaklaşık 2500 Alman şirketi yatırım yapmıştı Türkiye’de, şimdi ise bu rakam 7000’ni aşmış durumda. Üstelik her türlü zorluğa rağmen artışın sürmesi bekleniyor. Yani ilgi çok ama siyasi istikrar çok önemli. Bu nedenle tüm gözler 24 Haziran’a yönelmiş durumda.

Vitrin: Yatırımcılar açısından en cazip yanları hangileri?

Born: Çok var tabi ki ama en önemli birkaç tanesini söyleyecek olursam; Büyük bir ülke, genç ve artan bir nüfusa sahip, tüketen bir toplum olarak cazip. Ayrıca stratejik konumu, Avrupa ile Kafkasya, Balkanlar, Rusya, Uzak ve Ortadoğu arasında ulaşım açısından da önemli bir köprü konumda. Enerji transiti konusunda inanılmaz önemli bir ülke ayrıca. Yani Türkiye’nin işbirliği bu alanlarda çok önemli ve bu böyle de kalacaktır. Sadece Almanlar açısından değil, İngiltere, Fransa gibi birçok Avrupa ülkesi için de Türkiye yatırım ve üretim açısından önemli bir ülke.

Vitrin: Yine yatırımcılar açısından ele alırsak Türkiye’de bir koalisyon hükümeti mi daha cazip yoksa tek parti mi devam etmeli?

Born: Bu bakış açısına göre değişir sanırım. Her siyasi tek başına hükmetmeyi ister ve bunun daha iyi olacağına inandırmaya çalışır elbette. Biz Almaya’da koalisyon hükümetlerine alışkınız. Hem federal hem de yerel yönetimde bu böyle. Bizde tamamen çoğunluğu ele almak mümkün degil. Türkiyede ise 2002 yılından beri AKP tek parti olarak yönetimde ve tabi ki bu gücü vermek istemezler. Bu nedenle erken seçime gidildiğini gördük. Ama bu Türklerin kendi kararı, halkın seçimi.Yatırımcılar açısından sanırım bunların önemi yok az evvel söylediğim genel şartların olup olmaması daha önemli. Ülke stabil oldukça hangi hükümetin yönettiğinin pek bir önemi yok. Yatırımımın güvenlikte olmasını isterim ve bunun için gerekli şartlara dikkat ederim. Yine bir darbe girişimi olmaması önemli elbette. Yatırım yapıyorsam bir ülkeye, onun güvende olması önemli. Sağlıklı bir ekonomi politikası olması da önemli. Borçlanma ya da dövizin istikrari önemli. Enflasyon ve ekonomik sabitlik gerekli. Yatırımcı demek Türkiye’ de iş sahası demek, bu da genç nüfusa sahip Türkiye için önemli. Her sene iş piyasasına yarım milyon yeni kişi giriyor. Bu nedenle ekonomik büyüme şart, bu büyüme de sadece yabancı yatırımcılarla mümkün. bunu da Türk hükümeti biliyor.

Vitrin: Türkiye Almanya ilişlisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Born: Son zamanlarda daha sakin, daha az çatışmacı. Şimdiki Ekonomi Bakanı Altmaier’in- Türk meslektaşı Çavuşoğlu ile iyi anlaştığına bizzat şahidim. Seçimlerden sonra Türk-Alman ekonomik işbirliği yönündeki çalışmaların ivme kazanacağını düşünüyorum. Türk-Alman enerji forumu kurmuştuk ve sadece bir kere Ankara’ da toplandı. Hep bir engel çıktı fakat bu konu önemli ve işbirliğinin devam edeceğini düşünüyorum. Her iyi ilişkide olduğu gibi zaman zaman krizler yaşansa da ilişkilerin iyi devam edeceğini düşünüyorum. İki ülke arasındaki ilişki çok eski ve sağlam temellere dayalı. Almanya ve Türkiye birlikte çalışmalarını sürdürecektir.

DARBE GİRİŞİMİ ALMANYA’DA GEÇ ANLAŞILDI

Vitrin: Türkiye’deki darbe girişimi Almanya’da iyi anlaşıldı mı sizce?

Born: Her zaman yaşanan bişey değil darbe olayı. Yüzlerce insanın can verdiği bu darbe girişim Almanya tarafından çok da iyi anlaşılmadı bence ilk başlarda. Aynı zamanda PKK gibi bir terör organizasyonunun etkisi de ilk başlarda iyi anlaşılmamıştı. Şimdi daha iyi anlaşılıyor bu durumlar. Güvenlik güçlerimiz bu konuda daha etkili artık. Bazı olaylara yaklaşımımız biraz farklılıklar gösteriyor. Bir gösteri olduğunda şiddet ve yaralanma olaylarının olmamasına dikkat ediliyor Almanya’da. Türkiye’de ise polis biraz daha sert sanırım. Ama biz de artık bu konularda eskisinden daha duyarlı ve sert davranıyoruz.

Vitrin: Başta Alman medyası olmak üzere Almanyada Türkiyenin imajı pek de iyi değil. Neler yapılmalı bu hususta?

Born: Kalbimin bir kısmı hala Türkiye için atıyor. Çünkü çok severek yaşadım orada ve birçok Türk arkadaşım var. Ama eğer Türk olsaydım ülkemle ilgili Almanya’da çıkan haberler ve yapılan yayıncılık konusunda pek de sevinmezdim. Bazen fazla abartılı, tek taraflı ve eleştirel. Eleştirilmesi gerek konular elbette var ama bunlar daha objektif değerlendirilmeli. Tabi ki hukuksal alan başta olmak üzere eleştirilmesi gereken birçok konu var. Mahkeme yapılmadan uzun süre tutuklanan insanlar konusu örneğin. Adalet uygulamasındaki eksiklikler elbette eleştirilmeli. Fakat Türkiye’deki birçok alandaki büyük gelişim hakkında olumlu haberlerin eksikliğini görüyorum. Bunun değişmesini isterdim. 3 köprü yapımı gibi rekor hızla bitirilen büyük projelerden bahsedilmesi önemli. İlk köprüyü de bir Alman firması yapmıştı bu arada. Berlin’de bi türlü yapılmayan havaalanının durumunu görünce keşke bir Türk şirketine verilseydi bu diyorum. Çoktan bitirilmiş olurdu nitekim. Bu söylediklerim birçok alanda geçerli; yıllar evvel Ankara Havaalanı’nın ne kadar hızlı bitirildiğini gördüm. İki yıl içinde sadece havaalanı değil aynı zamanda oraya ulaşım yolu da bitirildi. Tüm bunların da haber olarak sunulması lazım, Türkiye’nin ne kadar çok değiştiğinin gösterilmesi için. Zaten eleştirilmesi gereken konularda sanırım Türklerin kendisi de gerekli eleştirileri yapıyor. Tabi ki eleştirmek medyanın temelini oluşturuyor. Siz de gazetecisiniz ve kötü haberin aslında iyi haber demek olduğunu bilirsiniz.

ALMAN TURİST SAYISI ARTIYOR

Vitrin: Alman turist sayısı da gergin ilişkilerin yanısıra imajdan dolayı azaldı…

Born: Evet ama yeniden artıyor, aslında ilk sıradaydı Alman turistler. Hatta Ruslarla yarış halindeydik. 5.5 milyon Alman turisti aşmıştı rakam ve şimdiye kadarki en yüksek sayı buydu Türkiye’de. Sonra darbe girişimi oldu, Alman gazetecilerin gözaltına alınması girdi araya. Şimdi sayılar yine artıyor. 3.8 milyona düşmüştü Alman turist sayısı, yani bir milyondan fazla turist kaybı demek. Bu da çok önemli bir gelir kaybı elbette. Berlin’de bu yıl yapılan turizm fuarında en büyük pavilyonun Türkiye’nin olduğunu gördük. Bu yıl sayının yeniden yükseleceğini düşünüyorum. Eski rakamlara ulaşılır umarım. Türkiye harika bir ülke ve hizmet sektöründe de inanılmaz iyi.

Vitrin: Arkadaşlarınızı Türkiye gezilerine yönlendiriyor musunuz?

Born: Kesinlikle seve seve reklamını yapıyorum hep. Arkadaşlarım bana sorduklarında; siyasetten uzak durduğunuz müddetçe mutlaka Türkiye’ye gidin, çünkü orada çok büyük misafirperverlik göreceksiniz diyorum. Türklerin Almanlara yakınlığı var ve ziyaretlerle bunun altı çizilmeli. Ben de sık sık gidiyorum iş nedeniyle ama dostlarımı da görüyorum. Mavi yolculuk yaptım geçen yıl yine. İş için gitsem de 1-2 gün uzatarak hep kendime gezmek için vakit ayırıyorum. İstanbul’a da hep gidiyorum.

Vitrin: Eski bir röportajımızda rakı masasında ölme arzunuz vardi…Geçerli mi hala?

Born: Ölümü bilmem ama Tarabya’da Alman elçiliğinin binasında Alman askerlerinin bulunduğu bir mezar var. Osmanlı ile Almanya arasındaki silah kardeşliği yapıldığı 1. Dünya Savaşı’nda şehit düşen askerler ağırlıklı orada bulunuyor. Sonsuzluğa yolculuğum gerçekleştiğinde oradaki mezara gömülmeyi düşündüğümü dile getirdim. Arada bir ziyaretçi gelir belki…

Vitrin: Vitrin kanalıyla bir mesajınız var mı?

Born: Bu yazıyı okuyan herkese selam olsun. Türkiye’deki arkadaslarıma her zaman Berlin’deki evimin kapıları açık. Rakım mevcut, sulu ya da susuz. Türk çayım da var.

KİM

2003-2006 yıllarında Almanya’nın Ankara büyükelçisi olarak görev yapan Dr. Wolf-Ruthart Born, halen Alman iş dünyasının yatırımları için başbakanlığa bağlı Türkiye Yatırım Destek Ajansı (ISPAT) Almanya Danışmanı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Schengen Vizesi yaratıcıları arasında yer alan Dr. Wolf-Ruthart Born, Ankara’da büyükelçi olarak görev yaptığı sırada vize başvurularının sitemini değiştirerek uzun vize kuyruklarının da kaldırılmasını sağladı. Meksika ve İspanya’da da elçi olarak görev yapan Dr. Born, Türkiye’ye olan gönül bağını sürdüren diplomatlar arasında yer alıyor.

KİMDİR

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*